Meşhur Sütlaç | Nizam Pide Sütlaç | NPS
SÜTLAÇ

Nizam Pide'nin kurucusu  Nizamettin Kızılkaya dedesinden babasına, babasından da kendisine yadigar kalan fırıncılık mesleğinde bir ustaya dönüşmeden önce 1958 yılında nakliye taşımacılığıyla ilk ticaret hayatına Rize'de başladı. Bu sayede Türkiye'nin birçok yöresine gitme fırsatı buldu. 1970'de İstanbul'da kendi gıda işini kurarak ticari hayatına yön verdi. 70'li yılların sonlarında Beyoğlu balıkpazarında mütevazi bir dükkanda pide işine, Nizam Pide'yi kurarak başladı. Ardından sütlacı Zigana geçidinden Beyoğlu'nun en işlek caddesindeki dükkanın vitrinine taşıdı. İlk 10 sene eşinin de yardımıyla büyüttüğü Nizam Pide lezzetleri yıllar içinde ailenin genişlemesiyle başka sokaklara taştı. Hep daha iyisini nasıl yaparım mücadelesini verdiği sütlaç ve pideyi her zaman taze sunabilmek için sabahın ilk ışıklarıyla dükkanını açtı. Bu sayede Nizam dilden dile lezzetini konuşturdu.

Sütlaç'ın tarihsel yolculuğuna baktığımızda, İpek Yolu'na uzanmamız gerekir. Seyahat etmekte olan deve kervanları Karadeniz'deki yolculuklarını tamamlayabilmek için Zigana dağlarından geçerdi. Hamsiköy, Zigana dağının kuzeyine düşmektedir. Hamsiköy'ün görünmesi zorlu geçitin bitmesi ve yorulan kervanlar için dinlence yeri anlamına gelirdi. Zamanla hatta Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde Hamsiköy, geçitten sonra gelen mutluluğu lezzetli sütlacı ile ikiye katlamıştır. Nizamettin Kızılkaya da taşımacılık yaptığı dönemlerde Hamsiköy'ün o meşhur sütlacının tadına bakabilen şanslı kişilerdendir. Hatta tadına bakmakla kalmayıp ondan esinlenmiş, Istanbulda kurmayı hayal ettiği pide dükkanına bu meşhur sütlacı da taşımak istemiştir 1960'larda kurulan bu gerçeküstü hayal 1981'de gerçek oldu. 

''Ordan o sütlacı kafama koymuştum, Beyoğlu'nda dükkanı açınca Hamsiköy Sütlacını Beyoğlu'na getiren ilk kişi olmayı hedeflemiştim ama başıboş bir hedef değil, aynı tadı yakalamak daha mühim bir mesele elbette'' diyor, Nizam Usta.

Anlatılanlara göre midesinden rahatsızlanan konak sahibi önemli bir kişiye süt ile pirinç karıştırılarak ve şeker ilave edilerek bir karışım yedirilmiş. İlaç niyetine hazırlanan adı değil ama içi sütlaç olan bu tatlı mideye çok iyi gelmiş. Sütlaç'ın ortaya çıkma hikayesi kulaktan doğma bu şekilde aktarılıyor. Aslında söz konusu diğer gerçek, İpek Yolu kervanları ile gelen sütlacın bir Orta Asya sütlü tatlısı olma ihtimali. 

Lezzetinin izlerine birçok şiir ve öyküde de rastladığımız sütlaç, Hamsiköy'e kadar gidemeyenler için sütlacın İstanbul adresi Nizam Pide Salonları'nda bol karadeniz fındığıyla tadılabilir. Nizam Pide'nin her şubesinde günlük gelen taze sütler kaynatılır, ardından katkı maddesi bulunmayan şeker ve pirinçle harmanlanır. Bu ilaç gibi karışım toprak çömleklere kıvamlı bir şekilde dökülür, tarihi taş fırında odun ateşiyle üzerleri pekmez rengi olana dek pişirilir.  Bir gece dinlendirildikten sonra raflardaki yerini alan ve müşterisini özenle beklermişcesine tek sıra halinde dizilen bu tatlının NPS'de üzerine türlü yemiş, reçel ve dondurma koydurulabilir. Bu tatlının geleneksel tadından hiç ödün vermediğine şahit olmak şöyle dursun, sütlü tatlıların en hafifi ve sağlıklısıyla her defasında ilk defa yer gibi olursunuz. Bu sayede Fırın Sütlaç 1985'den beri,  tam da Nizam Usta'nın hayalindeki yerde ve lezzette süreklilik sağlayarak yiyen herkesi kendine hayran bırakmaya devam eder.